Kitap : Sanki - Merih AKOĞUL


SANKİ (as if...) Merih AKOĞUL
20 Eylül-3 Kasım 2007 tarihleri arasında bir kısmı İstanbul Fotoğraf Merkezi "Leica Gallery"de sergilenen fotoğraflarından oluşan 160 sayfalık siyah beyaz albüm, sanatçının daha önce de İkizim Söyledi Ben Yazdım(deneme) ve "Geçen Yaz Viyana"da albümünde de birlikte çalıştığı Karakutu Yayınları tarafından yayımlandı.

Merih Akoğul'un 2001-2007 yılları arasında Anadolu'da çektiği 72 fotoğrafından oluşan büyük boyutlu bu albüm, belgesel tarzın müdahalesiz, "doğrudan" çekilmiş fotoğraflarıyla izleyicilerini bir kez daha buluşturuyor. Nesneler, mekânlar ve insanlar arasındaki ilişkiyi, kendine özgü bakış açısıyla yeniden yorumlayan Merih Akoğul, Türkiye'nin farklı köşelerinde tanık olduğu ...görüntüleri, anların kendine has estetiğiyle siyah beyaz fotoğraflar üzerinden birleştirmeyi deniyor.

Yalnızca fotoğrafçılığı değil, eğitmenliği ve fotoğraf kuramıyla ilgili yaptığı çalışmalarıyla da yakından tanınan Akoğul, bir yandan Avrupa'nın çeşitli kentlerini, diğer yandan da Türkiye'nin ve yaşadığı kent olan İstanbul'un dinamiklerini de fotoğraflara dönüştürmek ve görsel bir bellek oluşturmak üzerine yoğun bir biçimde çalışıyor.

'Sanki' albümünde zaman, yeni bir sığınak daha buluyor kendine.

LEVENT ÇALIKOĞLU'NUN kaleminden "SANKİ"

Merih Akoğul'un bu fotoğrafları, Türkiye coğrafyasının 2000'li yıllardaki görünümüne ilişkin kişisel bir bakış sunmakla kalmıyor aynı zamanda yerleşik bir coğrafya bilgisinin nasıl yeni baştan okunabileceğine dair de önemli ipuçları barındırıyor.
..........

Daha önce de yazdığım gibi Merih Akoğul'un incelikli -hatta bazen sinir bozucu-, ayrıntılara düşkün, estetiği elden bırakmayan, görüneni değil daha çok geride kalanı öne çıkaran, görmeyi dizileştiren bir bakışı var. Bir şeyin peşinde olduğu için tesadüfleri önemsemeyen ama orada olmanın geniş zamanlılığını (hafızanın sonsuzluğunu) ciddiye alarak deklanşöre basan bir bakış bu. Şimdi olacaklarla değil, olduğu için bizim zamanımızı (geleceğin hafızasını) bozan, kuran, değiştiren, yaralayan anlarla ilgileniyor. Dağları, tepeleri ezberlenmiş; dili, kültürü söylemsel ve imgesel olarak didiklenmiş tanımlı bir coğrafyada yol almanın tehlikelerinin farkında.
..............

Merih'in bir coğrafyayı enine kesitler halinde kesen fotoğrafları öncelikle izleyen kişinin sorularından güç alan basit bir anlam sorunsalı üzerinden hafızaya dahil oluyor: "Şimdi, şu an izlediğim bu fotoğraflar, çok açık ki benimle aynı zamanı paylaşıyor. O halde beni bu kareleri izlemeye iten itki ne? Aynı coğrafyayı paylaştığım bu insanlar nasıl oluyor da sanki bilmediğim eylemleri tekrar ediyorlarmış gibi duruyorlar? Bu bakışlar, bu durumlar, bu ilişkiler daha önce fazlasıyla haşır neşir olduğum diğer fotoğrafların imgelerinden sıyrılarak nasıl hafızama yerleşiveriyorlar?" Bütün iyi fotoğrafçıların bu basit soruların cevaplarını bildiklerini ve görünüş dünyasını bu yalınlık alfabesi üzerinden tahlil ettiklerini düşünüyorum. Onların gerçeklikle kurdukları ilişki sayısız formülasyonun karmaşıklığından değil, doğal, olması gerektiği gibi olan bir izlekten beslenir. Merih'in fotoğraflarında da bu var. Eline 30 yıl önce kamera alan ve artık fazlalıkları silerek ilerleyen bir bakış onunkisi. Bir fotoğraf karesinde olmaması gereken şeyleri görüyor ve tüm çektiklerini kolektif bir hafızaya yerleşebilecek imgeler arasından seçiyor.


Sayfa Sayısı / Kapak: 160 /

Barkod / ISBN: 9789944714198 / 978 -9944-714-19-8

0 yorum

Make A Comment
top