İZ DERGİSİ'NİN 17. SAYISI BAYİLERDE



BU SAYIDA NELER VAR...

Güney Afrika'daki ırk ayrımcılığı ile İngiltere'deki sosyal ayrımcılığı yıllar boyunca belgeleyen ve “İyi bir -tek- fotoğrafın duygusal olarak çok tatmin edici olabileceğini, ancak iyi bir fotoröportajın ise iyi bir profesyonellikle alakalı olduğunu” söyleyen Ian Berry'den bir seçkiyle başlıyoruz bu sayımıza. Kapak fotoğrafında da görüldüğü gibi, Güney Afrika'da yıllar süren ırk ayrımcığıyla mücadelenin başarıyla sonuçlanmasında, “siyahlar”ın yanı sıra bazı “beyazlar”ın da emeği var. Halûk Çobanoğlu, yıllar öncesinden ...hatırladığı bir anısından yola çıktığı yazısında bir saygı selamı gönderiyor Ian Berry ve diğerlerine.

Sonbahara giriş yaptığımız şu günlerde açık denizlerde dolaşacağız bir süre. Önce Jean Gaumy'nin objektifinden “yurtları deniz olan”ları misafir edeceğiz sayfalarımızda. Onlar ki, “yaşamlarını denizden sürdürenler”dir; fırtınalar, dalgalar, uzun ayrılıklar, tuz serpintileri şekillendirir, kendine özgü kılar yaşamlarını.

Kıyıda yaşamış bir çocuk olarak, limandan ayrılan gemilerin kanal boyunda gidiş gelişlerini, teknelerin dizildiği rıhtımları, balık pazarında fıçılar dolusu balığı ve dövmeli koca adamlarla hınca hınç dolu balıkçı meyhanelerini ve tezgahların üstündeki boş bardakları hatırlayan Stephan Vanfleteren'in sayesinde, yıllardır zor durumda olan Flaman balıkçılığını sürdürmeye çalışan balıkçıların portreleriyle yüz yüze geleceğiz daha sonra.

“Denize dair” serimizin sonunda “umut yolculuğu”na çıkacağız denizin dibine doğru. Recep Dönmez'in dünyanın farklı coğrafyalarındaki denizlerin derinliklerine yaptığı yolculuğun kayıtlarını paylaşacağız Ahmet Tulgar'ın yazısı eşliğinde. “Çünkü derinlik kavramı insanı çeker. İnsanın denizin dibine olan merakı dünyanın sırrına, sırlarına vakıf olma isteğinden kaynaklanır. İnsan denizin dibine inerken, denizin derinliklerine dalarken içinde hep dünyanın bir sırrıyla, dünyanın sakladığı bir şeyle karşılaşma umuduyla yapar bunu.”

İki World Press Photo Ödülü sahibi ve Vu fotoğraf ajansı üyesi Isabel Muñoz'un imgelerinde farklı kültürlere rağmen insan olmanın ortak yazgısının görünümleriyle yüzleşeceğiz bu kez. Ayşegül Sönmez'e göre, “fotoğraf sanatıyla hesaplaşmadan fotoğrafı, görmeyi ve bakışı yüceltiyor” Muñoz'un imgeleri. “İnsan olmanın ortak trajik yazgısını da sorgularlar bir yandan. Bu yazgının kişilerini kimi zaman tango yaparken, kimi zaman elinde silahıyla görüntülerken bakanı doyururlar.”

Arslan Sükan'ın 2004-2008 yılları arasında New York, Paris, Milano ve Paris'te; Prada, Alexander Mcqueen, Givenchy, Dior, Victor&Rolf, Pucci, Costume National gibi modaevlerinin kulislerinde çektiği fotoğraflarda önde, podyumda, bakışların işlemediği mükemmel bedenler, ifadesiz yüzler; arkada ise, kuliste soluğunu, ifadesini gizleyemeyen, kırılgan, telaşlı, vurdumduymaz, gergin, heyecanlı, bol sıfatlı özneler göreceğiz.

Gençİz sayfalarında tanışacağımız Ömür Değirmenci'nin, sanki çok eskiden geliyormuş, sanki günümüze ait değilmiş gibi duran Sirkeci-Halkalı hattında gidip gelen banliyö trenlerini, bütün bakımsızlığı ve yılların yıprattığı eskimişliğiyle belgelediği serisiyle bitireceğiz 17. sayımızı.

Üçüncü yılımızın son sayısında buluşmak üzere...

Künye

Genel Yayın Yönetmeni : Ara Güler
Koordinatör : Hasan Şenyüksel
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü : Umut Sülün
Sanat Yönetmeni : Ayşegül Aydemir
Reklam ve Halkla İlişkiler : Gölnur Cengiz
Tasarım : Fenni Özalp, Sibel Limberg(1. sayı)

0 yorum

Make A Comment
top